İnsanı Anlamak İçin Bilmeniz Gereken 15 Psikolojik Kavram
İnsan davranışlarını anlamaya çalışırken çoğu zaman yalnızca görünen davranışlara odaklanırız. Birinin neden sürekli ertelediğini, neden yakın ilişkilerinde geri çekildiğini, neden eleştiriye karşı çok hassas olduğunu veya neden aynı döngüleri tekrar tekrar yaşadığını anlamakta zorlanabiliriz. Oysa psikoloji, davranışların arkasında neler olabileceğini anlamamıza yardımcı olan birçok kavram sunar.
Psikolojik kavramları bilmek yalnızca psikoloji hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelmez. Aynı zamanda kendimizi ve çevremizdeki insanları daha farklı bir gözle değerlendirmemize yardımcı olabilir. Çünkü çoğu davranış, ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık bir hikâyenin parçasıdır.
İnsan Davranışlarını Anlamaya Yardımcı 15 Psikolojik Kavram
İşte insan davranışlarını anlamamıza yardımcı olabilecek 15 psikolojik kavram:
1. Bağlanma Stilleri
İnsanlarla yakın ilişkiler kurma biçimimiz, erken dönem ilişkilerimizden etkilenebilir. Güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleri kişinin yakınlık, güven ve ayrılık karşısındaki tepkilerini etkileyebilir.
Örneğin bazı kişiler ilişkilerinde sürekli terk edilme korkusu yaşarken, bazıları yakınlık arttığında geri çekilme ihtiyacı hissedebilir.
2. Savunma Mekanizmaları
Savunma mekanizmaları, zorlayıcı duygu ve düşüncelerle başa çıkabilmek için kullandığımız çoğunlukla otomatik psikolojik süreçlerdir.
Örneğin kişi yaşadığı bir durumun kendisini ne kadar incittiğini kabul etmek yerine “Zaten benim için önemli değildi” diyebilir. Bu, yaşanan duyguyla başa çıkmanın bir yolu olabilir.
Savunma mekanizmaları her zaman kötü değildir. Ancak kişi sürekli olarak aynı savunmaları kullandığında bazı duygularını fark etmesini veya ihtiyaçlarını anlamasını zorlaştırabilir.
3. Bilişsel Çarpıtmalar
Bilişsel çarpıtmalar, olayları değerlendirirken düşüncelerimizin sistematik olarak gerçeği olduğundan daha olumsuz veya farklı yorumlamasına neden olabilen düşünce biçimleridir.
“Bir hata yaptım, demek ki hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.” veya “Bana bugün mesaj atmadı, kesin benden hoşlanmıyor.” gibi düşünceler buna örnek olabilir.
4. Yansıtma
Bazen kendimizde kabul etmekte zorlandığımız duygu veya özellikleri başkalarında görmeye daha yatkın olabiliriz. Psikolojide bu durum yansıtma olarak ele alınır.
Örneğin kendisi kıskançlık yaşayan bir kişinin sürekli olarak partnerinin onu kıskandığını düşünmesi gibi.
5. Duygu Regülasyonu
Duygu regülasyonu, yaşadığımız duyguları tamamen ortadan kaldırmak değil; onları fark edebilmek, tolere edebilmek ve uygun şekilde ifade edebilmektir.
Öfkelenmek, üzülmek veya kaygılanmak başlı başına bir problem değildir. Önemli olan bu duyguların davranışlarımızı tamamen kontrol etmesinin önüne geçebilmektir.
6. İçsel Eleştirmen
İçsel eleştirmen, kişinin kendisine karşı kullandığı sert, yargılayıcı ve çoğu zaman gerçekçi olmayan iç sesidir.
“Yeterince iyi değilsin.”, “Bunu da beceremedin.” veya “Herkes senden daha başarılı.” gibi düşünceler zamanla kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin bir parçası haline gelebilir.
Kendimize nasıl konuştuğumuzu fark etmek, özşefkat geliştirmek açısından önemli bir adımdır.
7. Onay İhtiyacı
Hepimiz zaman zaman başkaları tarafından kabul edilmek ve takdir edilmek isteriz. Ancak kişinin kendisini değerli hissetmesi büyük ölçüde başkalarının onayına bağlı hale geldiğinde bu durum ilişkilerinde zorlanmasına neden olabilir.
Kişi kendi isteğinden çok “Başkaları ne düşünür?” sorusuna göre karar vermeye başlayabilir.
8. Sınırlar
Sınırlar, ilişkiler içerisinde neyin bizim için kabul edilebilir olduğunu ve nerede durmak istediğimizi belirlememize yardımcı olur.
“Sınır koyarsam karşımdaki kişi kırılır.” düşüncesi, kişinin kendi ihtiyaçlarını sürekli olarak geri plana atmasına neden olabilir.
Sağlıklı sınırlar koymak insanları hayatımızdan çıkarmak değil, ilişkiler içerisinde kendimize de yer açmaktır.
9. Zihin Okuma
Bazen karşımızdaki kişinin ne düşündüğünü veya ne hissettiğini bildiğimizi varsayarız. Ancak bunu gerçekten sormadan, yalnızca davranışlarından yola çıkarak yaptığımız çıkarımlar her zaman gerçeği yansıtmayabilir.
Örneğin arkadaşımız mesajımıza kısa cevap verdiğinde “Kesin bana kızdı.” veya partnerimiz sessiz olduğunda “Artık benimle ilgilenmiyor.” diye düşünebiliriz.
Zihin okuma eğilimi özellikle kaygının yüksek olduğu veya kişinin ilişkilerinde reddedilmekten korktuğu dönemlerde daha sık ortaya çıkabilir. Bu nedenle “Bunu gerçekten biliyor muyum, yoksa tahmin mi ediyorum?” sorusunu kendimize sormak, düşüncelerimizi gerçeklerden ayırmamıza yardımcı olabilir.
10. Erteleme
Erteleme çoğu zaman tembellik olarak yorumlanır. Oysa bazı durumlarda ertelemenin altında başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik, kaygı veya zorlayıcı bir duygudan kaçınma olabilir.
Bu nedenle “Neden yapmıyorum?” sorusunun yanında “Bunu yapmayı düşündüğümde ne hissediyorum?” sorusunu sormak da önemlidir.
11. Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçilik yalnızca yüksek standartlara sahip olmak değildir. Kişinin değerini yaptığı şeylerin sonucuyla ilişkilendirmesi ve hata yapmayı kabul etmekte zorlanması da mükemmeliyetçiliğin bir parçası olabilir.
“Ya mükemmel yapmalıyım ya da hiç yapmamalıyım.” düşüncesi kişiyi harekete geçirmek yerine durdurabilir.
12. Kaçınma
Kaçınma, bizi zorlayan duygu, düşünce, durum veya davranışlardan uzaklaşma eğilimidir.
Kısa vadede rahatlatıcı olabilir. Ancak kişi korktuğu şeyle karşılaşmadıkça bununla baş edebileceğine dair yeni bir deneyim edinemez. Bu nedenle kaçınma bazen uzun vadede kaygının devam etmesine katkıda bulunabilir.
13. Aktarım
Geçmişteki önemli ilişkilerimizden öğrendiğimiz bazı beklentileri ve duyguları, farkında olmadan bugünkü ilişkilerimize taşıyabiliriz.
Örneğin geçmişte eleştirilmiş bir kişi, günümüzde yapılan küçük bir geri bildirimi bile çok daha yoğun bir eleştiri gibi algılayabilir.
Geçmiş, bugünü her zaman belirlemez; ancak bugünü nasıl yorumladığımızı etkileyebilir.
14. Öğrenilmiş Çaresizlik
Kişi geçmişte defalarca denemesine rağmen sonuç alamadığı durumlarla karşılaştığında, zamanla “Ne yaparsam yapayım değişmeyecek.” düşüncesini geliştirebilir.
Bu durumda kişi artık değiştirebileceği bir durum karşısında bile denememeyi seçebilir.
Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin gerçekten çaresiz olduğu anlamına gelmez. Bazen geçmiş deneyimlerinin ona çaresiz olduğunu öğretmiş olması anlamına gelir.
15. Psikolojik Esneklik
Psikolojik esneklik, zor duyguları hiç yaşamamak değil; bu duygular varken de değerlerimiz doğrultusunda hareket edebilmektir.
Kaygılı olduğumuz halde önemli bir adım atabilmek, üzgünken ihtiyaçlarımızı ifade edebilmek veya korktuğumuz halde hayatımız için anlamlı bir seçim yapabilmek psikolojik esnekliğin örneklerindendir.
Psikolojik Kavramları Bilmek Neden Önemli?
Psikolojik kavramlar bize insan davranışlarını etiketlemek için değil, anlamlandırmak için yardımcı olur.
Birine “bağlanma problemi var”, “mükemmeliyetçi”, “kaçınan” veya “toksik” demek kişinin bütün hikâyesini açıklamaz. Psikoloji, insan davranışlarının tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğunu kabul eder.
Bu nedenle kendimizi veya başkalarını anlamaya çalışırken “Bu insan neden böyle?” sorusunun yerine zaman zaman “Bu davranışın arkasında ne olabilir?” sorusunu sormak daha faydalı olabilir.
Tekrar Eden Davranış Örüntülerini Anlamak
Eğer kendinizde veya ilişkilerinizde tekrar eden bazı davranış örüntülerini anlamakta zorlanıyor, neden belirli durumlarda benzer tepkileri verdiğinizi keşfetmek istiyorsanız, Kuzey Kıbrıs'ta bulunan Mare Psikoterapi Merkezi'ndeki uzman ekibimizden destek almak için bize burdan ulaşabilirsiniz.
Psikolojiyi öğrenmek, kendimize veya başkalarına tanı koymak için değil; insan olmanın karmaşıklığını biraz daha anlayabilmek için değerlidir.
Kaynakça
Beck, A. T. (1976). Cognitive Therapy and the Emotional Disorders. New York: International Universities Press.
Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2012). Acceptance and Commitment Therapy: The Process and Practice of Mindful Change. New York: Guilford Press.